|
Adi : Alaca - Gürtepe, Cebelbasi, Küçükcebel Traversi - B.Demirkazik Tirmanisi
Tarih : 21-26 Haziran 2005
Yer : Nigde Aladaglar
Ekip : Serkan KORKMAZER, Mehmet ÖZKÖK, H.Özgür AYDIN
Ulasim : Ankara Nigde arasi otostopla ulasim
Hava Durumu : Ilk 2 gün bulutlu ve yagisli sonraki günler hava açik ve günesli
Teknik Malzeme : 1 adet ip, takoz çesitleri, sikkeler, kaya çekiçleri, perlon bantlar,karabina çesitleri, ATC, emniyet kemerleri ve kasklar
Destek Malzeme : Pusula ve Altimetre
Kamp Yerleri : Sarimemedin Yurdu, Aksam Pinari, Güzeller Çanagi
FAALIYETIN GÜNLÜGÜ :
21-06-2005
Uzun geçen bir yolculugun sonunda Çukurbag köyüne vardik. Sag tarafimiza dönüp baktigimizda daha önce daglarda hayatini kaybetmis olan dagcilarimizin mezarlarini görünce onalri ziyaret etme geregini duyduk, içimizi garip bir his kaplamisti... Ziyaretten sonra köydeki bakkaldan yufkalarimizi alip kamp alanina dogru yürüyüse basladik, sagolsun bakkal, Özgürün yaninda getirmis oldugu fazla elbiselerini özgür dönene kadar isyerinde tutmayi kabul etti en azindan çantasi yariya kadar bosalmis oldu :). Ahmet abiye rastladik bizi traktörü ile köy çikisindaki okula kadar birakti ve aksam pinarina dogru uzun ve yorucu yürüyüse basladik. Saat 18:00'e dogru aniden bastiran yagmur zorunlu olarak kampi sarimemedin yurduna atmamizi sagladi artik geceyi burda geçirip aksam pinarina sabah gitmeye karar verdik, zaten çantalarin agirliginin vermis oldugu yorgunluk bir seyler yiyp hemen uyumamizi sagladi. Çesmenin yanina kampi atip dinlenmeye basladik, tabi serkan'in çesmenin basinda gördügünü iddia ettigi varliklardan dolayi da biraz tirsmadik degil hani :)
22-06-2005
Sabah 04.30'da uyandik. Hava iyi görünüyordu, hazirlanip saat 06:20 gibi aksam pinarina dogru yola çiktik. 08.30' da aksam pinarina vardik çadiri kurup dinlenmeye basladik buradaki su sorunu hala devam ediyor... Saat 10:00 'a kadar dinlendikten sonra neredeyse uyuyacaktik, aniden hirslanan Mehmet'in sayesinde Alaca zirvesine dogru tirmanisa basladik, çarsak patikadan ilerleyip saat 14:00 gibi yemek molasi verdigimizde üzerimizde bulutlar toplanmaya baslamisti, döüp dönmeme arasinda karar vermeye çalisirken buliutlarin biraz açilmasi devam karari almamizi sagladi. Avci Veli geçidini altindaki dik ve sert kar kulvarini trekking ayakkabilarimizla nasil geceriz diye düsünerek ilerlerken kendimizi geçidin üstün de bulduk. Geçide vardigimizda bizi çok hizli esen rüzgar ve soguk karsiladi. Sirti tirmanmaya basladigimizda bulutlar zirveyi kaplamisti bile barometremizle basinci kontrol edip yagmurun yagmiyacagina kanaat getirerek devam ettik. Sirt geçisini yaparken hizli esen rüzgarin bizi asagiya savurmamasi için yeterince küçülerek devam ediyorduk sirtta. Saat 16:50 de zirvedeydik. Fotograf çekip biraz manzarayi izledikten sonra yagmur bastirmadan inise geçtik. Saat 7 gibi yukari aksam pinarina ulastik inis gayet kolay ve zevkli olmustu, burda bizi Baskent üniversitesinden arkadaslar kahve içmeye davet eetiler, muhabbet esnasinda grubun çogunun Suat hocamizin ögrencisi oldugunu ögrendik. Saat 8 gibi kampimiza vardik yemegimizi yedikten sonra çoban üzeyir ile biraz muhabbet edip uyuduk...
23-06-2005
Sabah 07:30'da uyandik, daha dünün yorgunlugunu atmadan bugun kampi tasiyacagimizi bilmek az da olsa moralimizi bozuyordu. Siki bir kahvalti'dan sonra kampi toplayip burada bulunan Istanbul Üniversitesin'den arkadaslarla muhabbet edip dönüs yolunda onlarin traktörleriyle dönme teklifini kabul edip hemen yola çiktik, çünkü bu uzun yol zirve yorgunlugu ile ve kamp yükü ile hiç çekilmezdi. Öglenden sonra kamp yükünün vermis oldugu yorgunlukla saate bile bakmadan son kamp alanimiz olan güzeller çanagina (2900 Mt.) ulastik. Burada su yoktu eriyen karlar kayalarin içinden akip yerin altina dogru gidiyordu. Kayalari dinleyip suyun geçtigi yeri bulup kaya yüzeyini hafif kirarak suya ulastik, fakat su günes batinca azaliyor öglen günesin etkisi ile yeniden akiyordu bunun için yeterince su stogu yaptik.... Kampi kurup biraz güneslendikten sonra yemek yiyp uyuduk.
24-06-2005
Saat 05:30'da uyanip hizli ve siki bir kahvaltidan sonra 06:10 gibi Gürtepe' ye dogru yola çiktik. Yorgun oldugumuz için agir hareket ediyorduk günes dogarken gürtepe çanaginda ki kar kulvarini geçiyorduk. Bize zaman kazandirmasi için rotamizi degistirp güney bati sirtindan tirmanmaya karar verdik; Çürük ve tehlikeli bir tirmanistan sonra sirta ulastik. Zevkli ve yorucu bir tirmanis sonunda 10:30'da Gürtepe zirvesine ulastik. Fotograf çekip, yazmis oldugumuz küçük zirve notlarinida zirvede oldugumuzu belli eden babanin altindaki posetin içine birakip dinlenmeye geçtik, burada biraz bisküvi falan yedikten sonra yarin tirmanmayi düsündügümüz Cebelbasi ve Küçükcebel 'e saat erken oldugu için bugun yapmaya karar verdik ve sirta dogru ilerledik sirtin her iki tarafindaki uzun duvarlarin yarattigi bosluk hissi yaptigimiz isin zevkli ve bir o kadarda tehlikeli oldugunu gösteriyordu, geçiste bazi yerlerde ip açmamiz gerekiyordu fakat açip açmama arasinda düsünürken tehlikeli bölgelerden geçmistik bile çarsak ve çürük kaya setlerinden geçisi yapip saat 11:40'ta Cebelbasi na vardik.Buradada fotograflari çekip sirttan ilerlemeye devam ettik, hafif güneye dogru alçalarak Vayvay torasan bölgesine ulasan geçit'e vardik, burda biraz dinlendikten sonra Küçükcebel zirvesine ulastik. Sicakta yorucu olan tirmanisin ardindan zirvede manzarayi izleyip inise geçtik, saat 15:30 da kampa vardik. Biz tirmanisa giderken kampta kalan Özgür'ü aksam çay içmeye davet eden Sulagankeler kampindaki Yücel abinin yanina dogru yola çikarken saat 17:00'yi gösteriyordu. Bu yorgunlugun üstüne oraya nasil çay içmeye gittigimizi hala düsünmüyor degiliz sanirim çayin büyük gücü bu olsa gerek :). Yücel abi bomba bir insan zaten muhabbeti ile kirip geçirdi bizi . Günes batinca kamp alanimiza dogru tekrar yola çiktik, ertesi gün çikmayi düsündügümüz Kaldi zirvesini Sulagankeler kampindan gidecegimiz rotayi inceledik, rotamiz üzerinde bulunan dik ve sert kar kulvarini yanimizda kazma ve krampon olmadan ayagimizdaki trekking ayakkabilariyla geçmemiz imkansiz gibi görünüyordu, rotayi degistirip klasik rotayi denemek ise ekstra gün kaybi ve yorgunluk vereceginden Kaldi 'yi tirmanmaktan vazgeçtik. Kampa döndügümüzde yemek yiyip yorgunlugun üstüne hemen uyumusuz. Gece bir ara Özgürün kurt geldigini iddia edip çadirin içersinde gürültü çikarip çadiri tekmeleme sesleriyle uyansakta yorgunluktan tekrar uymusuz.
25-06-2005
06:00 uyanip kampi toplamaya basladik, bugün Demirkazik 'a geçis günü. Kampi toplayip daha önce sözlestigimiz gibi Aksampinarinda bekleyen Istanbul Üniversitesinden arkadaslarin yanina dogru inise geçtik.Saat 09:00'da Aksampinarindaydik. Istanbullu arkadaslarla görüsüp traktörün bizi bekliyecegi Emli vadisi'ne dogru yürüyüse basladik. Saat 11:00'de Traktörcü Salim abi geldi, Istanbullu arkadaslarla beraber traktöre binip Çukurbag köyüne vardik. Sagolsun Salim abi dag evine kadar yürüyecek olan bizleri yürümemizi engelleyerek traktörü ile dag evine kadar birakti. Dag evinde T.D.F egitim kampina gelen klüpteki arkadaslarimizla ve uzun zamandir görmedigimiz dostlarimizla muhabbet ettikten sonra Dag evinin arkasina çadirimizi kurduk.Artik Özgür Bizden ayrilip T.D.F kampina katildi. Yarin tirmanacagimiz Demirkazik Dag evinden müthis manzarasiyla bize göz kirpiyor gibiydi, yemek yiyip 22:00 de uykuya geçtik...
26-06-2005
Gece 03:00 da uyandik hazirliklari tamamlayip saat 04:00'da Dag evinden yola çiktik. 5 gündür yolda olmanin ve sürekli tirmanmanin vermis oldugu yorgunluktan kizilçarsagi nasil geçecegimiz düsünceleri hakimdi üzerimizde. Kizilçarsagi tirmanmak yorucu ve günesin altinda sikici bir hal almaya basladi. Saat 12:15'te çarsagi bitirp Dipsiz göle ulasan geçiden vardik. Burada Dag evinde tanistigimiz Ege Üniversitesinden arkadaslarda sirti tirmanmak için hazirlaniyorlardi, yukarida birden fazla ekibin yaratacagi tehlikeyi düsünüp beraber hareket etme karar aldik. Tehlikei sirt geçisi baslamisti artik her ne kadar dogu ve kuzey duvarlarinin ürkütücü bosluk hissinin bulundugu kulvarlarin yanindan geçsekte ip açma geregi duymadik. Zamanimiz kisitliydi, Yanimizdaki boslugu görünce heyecanlanmak gerçekten zevkliydi. Saat 13:20 de zirveye ulastik, burada birbirimizi tebrik edip fotograflari çektik. 40 dakika kadar zirve keyfi yasayip inise geçtik.Iniste bosluk hissi bizi ip açmaya zorladi fakat ekip bes kisi olunca inis epey uzun sürdü. Geçide ulastigimizda saat 17:15'i gösteriyordu hazirlanip asagi inmeye basladik çikarken bizi epey zorlayan kizilçarsaktan kosarak inip narpuz bogazindan geçip saat 19:10'da Sokullupinar'a vardik burada çay molasi verip dinkendikten sonra dag evine dogru yürüyüse basladik 22:05'te dag evine ulastik yorgunluk artik had safhada idi birseyler yiyp hemen uykuya daldik. |