| 80. YIL HASAN DAĞI ZİRVE TIRMANIŞI
GÜDAK Dağcılık Birimi 31 Mart 1-2 Nisan 2006 tarihleri arasında “80.Yıl Hasan Dağı Zirve Tırmanışı”nı başarı ile tamamlamıştır.
Zorlu tırmanış sonunda GÜDAK Dağcılık Biriminin 6 dağcısı zirveye ulaşarak bir kez daha Üniversitemiz flamasını Hasan Dağı
3150 m ye taşımıştır.
Tırmanışa Katılan Dağcılarımız ;
Prof. Dr. Suat KARAKÜÇÜK B.E.S.Y.O Spor Yöneticiliği (Tırmanış Lideri)
Uzm.Halil SAROL B.E.S.Y.O Spor Yöneticiliği
Erdoğan EKİNCİ B.E.S.Y.O Spor Yöneticiliği
Mehmet ÖZKÖK İ.İ.B.F Kamu Yönetimi
Gökhan ÇOŞKUN MÜH.MİM.FAK. Makine Müh.
Özgür AYDIN T.E.F Makine Öğrt.
İZLENİMLER:
GÜDAK la katıldığım onca güzel organizasyona Hasan dağı organizasyonunu da katmak benim için gerek görsel açıdan gerekse yeni bir macera olması açısından inanılmaz bir keyifti.
Aslında macera terimini açmak gerekirse; macera her şeyi kapsar benim için, uzaya gitmeyi de Ağrı dağına çıkmayı da 25 kişilik bir ekiple tatlı bir yürüyüşü de. İnsanoğlu kendi bireysel varlığıyla bir eylemi gerçekleştirip, onun yaratacağı dönüşümü yaşamak istediği sürece macera bitmez. Amacımızı belirleyip eyleme dönüştürdüğümüz an maceraya atıldığımız andır. Bu faaliyetteki ekibin amacı Hasan dağı zirvesiydi bunu eyleme dönüştürmek için hepimiz elimizden geleni yaptık ve dağın izin verdiği ölçüde amacımıza muvaffak olduk.
Helvadere köyünü geçip toprak yolundan kamp alanına vardığımızda heybetli Hasan dağının bulutlarla kaplı olduğunu gördüğümde açıkcası biraz endişelendim. raporu hafta sonu için pekte olumlu değildi.Ancak zirve günü hava muhalefetinin olmaması bizim için sevindiriciydi.
Suat hocamızın rehberliğinde Cumartesi gece 03:45 sularında zirve için yola koyulduk. Saat 06:00 gibi güneş kendini göstermeye başladığında zirveyi rahatlıkla görebiliyorduk. İlerledikçe dağın eğimi ve kar seviyesi giderek artmaktaydı yürüyüş rotası gittikçe yorucu bir hal almaktaydı. Bir süre sonra zirve nin tekrar bulutlarla kaplanması beni hayal kırıklığına uğrattı. Ne yazık ki zirveye ulaştığımızda zirve bulutlarla kaplıydı.Zirveye ulaşmıştık ancak benim zirveye ulaştığımdaki beklentim çok daha farklıydı. Zirvede elimdeki çayla civardaki dağların manzaralarına bakmayı hayal ediyordum. Ne yazık ki bu hayal bir başka Hasan dağı macerasına kaldı.
Zirve defterine her birimizin adının yazılması ve fotoğraf çektirmemizin ardından dönüş için yola koyulduk. Ancak hava hala kapalıydı ve oldukça eğimli güzergahtan Hasan dağının doğu sırtından aşağıya süzülmeye başladık. Bir süre sonra hava tekrar açtı.Saat 14:30 gibi kamp alanına vardığımızda zirveye ulaştığım kadar sevindim. O kadar yorulmuştum ki hemen ocağa
su koydum birer bardak çay içtik ve direk çadıra attık kendimizi. Çadıra girmemizle birlikte yağmurun başlamısı da bir oldu.
Yani zamanlamamız harikaydı.
Ertesi gün saat 06:45 gibi uyandık ve çadırları toplamaya başladık kamp alanını terk etme zamanımız gelmişti. Hepimiz çantalarımızı hazırladık ve araca doğru yol almaya başladık.
Ekibin en arkasından ben gitmekteydim derken arkadan bir ayak sesi duydum en arkadayım arkamda bizden kimse yok .Bir de baktım sırt çantalı biri merhaba dedim cevap alamadım baktım ki turistmiş araca gidene kadar konuşma fırsatım oldu İsviçre liymiş ancak Almanya da yaşamaktaymış Stephen Aksaray a kadar bize eşlik etti.
Bence doğayla mücadele edilemez ,doğa kullanılır. Doğanın en soylu varlıkları olan dağları kullanmanın adıdır dağcılık.
Hayatı başımıza gelen bir şey gibi görüyorsak, ister dünyanın öbür ucuna gidelim,ister uzaya çıkıp gezegenimizin boşlukta bir elma gibi yuvarlanarak uzaklaştığını görelim; hiçbir deneyim derimize işlemeyecektir.Yaşanılan deneyimlerin havada kalmaması için kendi adımıza alınacak dersleri almamız gerekir diye düşünüyorum. Bence dağcılığı sadece fizyolojik açıdan düşünmek yanlış olur bu sporu yapabilmek için sağlam bir psikolojiye sahip olmanın gerekliliği göz ardı edilemez.
Gökhan COŞKUN
Müh.Mim.Fak.
Makine Müh.Öğrencisi
|