DFGH
16-18 KASIM 2007 SURİYE KÜLTÜR GEZİSİ AYRINTILI HABERİ
16-18 KASIM 2007 SURİYE KÜLTÜR GEZİSİ AYRINTILI HABERİ

 

Alışmıştık aslında..Rehberimiz Yusuf’a, çat pat İngilizce, hatta bazen bizi şaşırtarak Türkçe konuşan kurnaz çarşı esnaflarına, sadece ülkemizde var olduğunu düşündüğümüz trafik çilesine, temizlik ve hijyen hususunda sürekli tetikte olmaya, binalarda, iş yerlerinde, billboardlarda, duvarlarda ve hatta gördüğümüz her 2 ticari taksiden birinin arka camında resimleri bulunacak kadar sevilen Başar Esad fanatizmine..

Üç günlük serüvenimizin neredeyse tamamını, otobüs camından bilmediğimiz yerleri meraklı gözlerle seyretmek ve otobüsten inerek tarihi keşfetmekle geçirdik..Her dakikası bir sonraki durağın sürpriziyle devam eden gezi programımız bizleri biraz yorsa da, sınırlı zamanımızda gördüğümüz güzellikler bizlere bu yorgunluğu unutturdu diyebiliriz..Bunun yanında katılımcılarımızın uyumu, tur yetkilileri ve rehberimizin iş sorumluluğu, cana yakınlığı, kaptan şoförlerimizin tecrübesi ve Güdak olarak bizlerin de katkılarıyla bu serüven oldukça eğlenceli ve amaca hizmet eder nitelikte başladı ve bitti..

Bizler Güdak olarak kültür gezilerini yurt içi ve yurt dışında sürekli hale getirmeye kararlı idik. Ancak özellikle Suriye Kültür gezimiz sırasında katılımcılarımızdan aldığımız olumlu tepkiler ve yeni gezilerle ilgili yoğun talepler, bizleri bu konuda daha da mutlu kıldı ve heveslendirdi..

Bir sonraki seferde görüşmek dileğiyle…

16 Kasım 2007- Cuma

Saat 10:00;

Hareket vakti, otobüsümüz güzel, şanslıyız yani..Üniversitemizin tecrübeli şoförlerinden  Necati ve İsmail Bey bizlerle..Herkeste tatlı bir telaş var..Doğunun incisine yapılacak bu ziyaret için uzun bir yolculuk bizleri bekliyor..

 

Saat 12:15;

İlk molamızı Kırşehir Tüşof’da verdik..Oldukça samimi, sempatik bir kafile olduğumuz yolculuğumuzun daha ilk saatlerinde belirmişti ve bu herkesin hoşuna gitmişti, çünkü herkesin yüzü gülüyordu..Gelişen diyaloglar, tüm yolculuklarda olduğu gibi mola sonrası gecikmeli kalkışlar anlamına geliyordu..:) Siftahı yapmış, yaklaşık 10 dk. Gecikme ile hareket ederek yolumuza koyulmuştuk..

Saat 15:15;

Kayseri..Mantı ve pastırma cennetinin yol üzerindeki güzel restoranlarından birinde, “Kaşıkla Restoran”da mantıları kaşıkladık..Kafile olarak birlikte ilk yemeğimizi de yemiş olduk..Tabi yine mola süresini aşarak ama “geç olsun güç olmasın” diyerek yola devam ettik..:)

Saat 18:30;

Sürpriz..Göksun ilçesinde bir mola vermeyi planlayan kafilemizi, katılımcılarımız arasında yer alan Öğr. Gör. Ziya Ayaslan’ın akrabası olduğunu öğrendiğimiz Göksun İlçe Emniyet Amiri Saadettin Bey karşıladı..Bir escort eşliğinde İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen kafilemiz, burada emniyet mensupları tarafından oldukça hoş bir şekilde ağırlandı..Çay-pasta ikramı, güzel bir sohbet ve nasıl geçtiği anlaşılmayan yaklaşık 45 dakika..Böylece tüm katılımcılarımızın mutlu olduğu bu küçük sürpriz de gezi notlarımız arasında yerini aldı.. Bu arada Saadettin Bey’in bizler için hazırlattığı lezzetli Göksun elmalarının da tadı damağımızda kaldı..:) Teşekkürler..Yola devam..

Saat 20:30;

Kahramanmaraş..Burada mola daha eğlenceli olacaktı şüphesiz..Çünkü yaklaşık bir buçuk saat serbest zamanımız vardı..Bu da akşam yemeğinde Maraş’ın lezzetli kebapları ve hakiki dondurmayı yerinden yeme şansı demek oluyordu..Haliyle kafile bu zamanı hep birlikte geçirmese de, kebap ve dondurma konusunda ortak davranmıştı..Yolu Kahramanmaraş’a düşen herkese bundan sonra naçizane benim de bir tavsiyem olacaktı (sadece yiyecek konusunda çünkü şehri gezme imkânımız olmadı); Klasik olarak Maraş dondurmasının dışında Maraş’ın ünlü ekşi çorbasını, lahmacununu ve kebabını tatmadan dönmeyin..:) ve havasını iyice ciğerlerinize çekin, çünkü Anadolulun bu güzel-mistik havasına çok yerde ulaşamayabilirsiniz..

17 Kasım 2007- Cumartesi

Saat 01:00;

Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı’ndayız..Bir Çerçi grubu ile pasaport kontrolüne önce girebilmek için mücadele içindeyiz..Ama tecrübeli tur yetkililerimizin ataklığıyla zafer bizim oluyor..:) Burada yaklaşık 30 dakikada işimiz bitti ancak Suriye kontrol noktasından bu kadar çabuk ayrılamadık..:)

Aslında burada bile Suriye ile ilgili birçok ipucu bulabildik..İlk göze çarpanlar arasında; Başar Esad resimleri, hijyenden oldukça yoksun bir çalışma ortamı, ve sadece herhangi önemli bir problem olması durumunda uyandırılmak üzere emir verdiği her halinden (pasaport kontrol noktasında ve görev sırasında eşofman resmi kıyafet ise sözümü geri alabilirimJ) belli Binbaşı..

Saat 02:50;

Güzel ülkemizden bir süreliğine ayrıldık sonunda..Suriye topraklarında idik artık..Bizim Kilis gibi, onların da 53 bin nüfuslu, zeytincilikle geçinen Azaz Kasabası sınıra en yakın yerleşim birimi..Buradan geçtikten sonra ilk durağımız olan Maloula’ya doğru yola çıkıyoruz..

Saat 07:30;

Maloula’dayız..Maloula Otel’de kahvaltı yaptık önce, kendimize geldik yani, biraz da suyla haşır neşir olduk ve uyandık diye düşünürken, rehberimizin anlatmaya başladıkları  ve gördüklerimiz bizi gerçekten uyandırdı..

Maloula dünyanın en eski şehri..Yapımı 300’lü yıllara dayanan Serge et Bacchus Kilise’si de burada..Dahası, Hz. İsa’nın konuştuğu dil olan Aramice’nin dünya üzerinde halen konuşulduğu tek yer..Kiliseye yaptığımız ziyaret sırasında bize bu dilde dua okunuyor..Dua bize tercüme de ediliyor..Kilise’de görüntü almak yasak..Buradaki tablolar da ayrı birer sanat eseri..Şam’a özgü bir sanat olan ve içinde ipek kullanılan Prokar sanatı ile yapılmış bu tablolar..Görmeye değer..

Daha sonra kayaların arasından kıvrılarak giden ve ülkemizde Saklıkent’e benzettiğim, içinden kutsal olduğu söylenen su da akan, mağaralarla dolu bir yoldan Sts. Takla Kilisesi’ne doğru yürüyoruz..Gördüklerimiz oldukça ilginç, seyrettiğimiz tüm tarihsel filmlerin ve okuduğumuz kitapların bütünü kadar haz var burada..Batı’nın cam kaplı dünyasından daha farklı bir şeyler var..

 

 

Saat 11:00;

Şam’dayız..Vakit kaybetmeden konaklayacağımız Ebla Cham Oteli’ne varıyoruz..Otelimiz güzel, lüks ve konforlu..Programımızın yoğunluğu bize burada ancak 2 saat müsaade ediyor, zaten bu süre de kafilemize yetiyor, çünkü tüm katılımcılar bir an evvel gezip görmeye devam etmek istiyor, herkes daha da heyecanlı..

Saat 13:15;

Kısa dinlenme, uzun ihtiyaç ve makul otele yerleşme süremizin ardından tekrar kaldığımız yerden devam ediyoruz..Şam sokaklarındayız artık..

Şam, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri..Bundan ötürü olsa gerek, burada oldukça sıradan bir apartman dairesinin fiyatı 500 bin $ ile 1 milyon $ arasında değişiyor..Bu topraklardan küçük bir miktarına dahi sahip olmak isteyen, yukarıdaki cümleyi tekrar okuyabilir..:)

Saat 13:30;

İlk olarak Sıttı Zeynep Bölgesindeyiz..Hz. Ali’nin kızı olan Sıttı Zeynep’in Türbesini ziyaret için geldiğimiz bu bölgede yaklaşık 800 bin Iraklı yaşıyor..Kafilenin rehberlerimizle birlikte türbeye yaptığı ziyaret sırasında biz de şoförlerimizle aracımıza mazot almaya gidiyoruz, bu sırada bir miktar daha gözlem yapma şansımız oluyor çevreyi..Gerçekten buralı olmadan, burayla manevi bir bağ olmadan burada yaşamak zor..

Saat 15:00;

Bir sonraki ziyaret noktamız Süleymaniye Külliyesi..Trafikten ancak bu saatte ulaşabiliyoruz..Burada Vahdettin’in ve yakınlarının mezarları var..Bu ziyaret herkesi oldukça etkiliyor, çünkü bir Padişah yanı başınızda yatıyor..Yine bu külliyenin içerisinde Mimar Sinan’ın ilk yapıtlarından olan bir cami de bulunmakta..

 

Saat 16:15;

Bilal-ı Habeş Hz.leri Türbesi’ndeyiz..Tarihte ilk ezan okuyan insan ve Peygamber Efendimizin Müezzini..Burada insanlar birbirlerini ezercesine içeri girmeye çalışıyor..Türbenin bahçesinde, mezarların arasında birkaç kişi amatör bir ses düzeni ile ezan okuyor, yakarıyor..Tüylerimiz diken diken, bu noktadan ayrılıyoruz..

 

Saat 17:00;

Emeviye Cami..İnsanoğlu tarihsel süreçte bir çok yapı inşa etmiş..Bugün de devam ediyor..Ama insan tekrar tekrar görünce, daha iyi, çok daha iyi anlıyor miras bırakma anlayışının günümüzde ne çok değiştiğini..Sadece Emevi Cami’sini görmek için bile gelinebilir Suriye’ye..Böylesine bir gerçek mirasa dokunma şansı bulmamız bizleri daha da keyiflendiriyor..Memleketi, kimliği, dini ne olursa olsun, bu ihtişamı görüp de etkilenmemek, hislenmemek mümkün olmasa gerek..Burada ayrıca ilk Türk Hava Şehitleri’nin mezarları ve Selahaddin Eyyubi’nin Türbesi de ziyaret edildi..

 

 

 

Saat 18:00;

İşte bu tek kelime ile “Cümbüş”..Hamidiye Çarşısı..Kalabalık ve yalnız, kurnaz ve saf, zengin, fakir, yaşlı, genç..Sanki Şam’da yaşayan tüm insanların günde bir kere de olsa uğramadan edemedikleri bir yer gibi..

Bu çarşının, bu hengamenin, bu telaşlı kalabalığın en güzel tarafı, uzakta bir köşede, usulca, yine bu kalabalığı seyretmekte saklı..

 

Saat 19:00;

Kafilemiz, rötarlı ve bölük pörçük bir şekilde çarşıyı karşılayan ana caddede bekleyen otobüsümüze geldi..Şimdiki durak, özellikle yaz sezonunda aynı anda 9500 kişi servis kapasiteli Cham Gate (Şam Kapısı) Restoranında akşam yemeği oluyor..

Saat 20:00;

Cham Gate Restoranı..Önce kibrit kutusu büyüklüğü ve şeklinde lezzetli bir peynirli börek, patates kızartması, Beyrut salatası (bulgur-soğan-maydanoz vs.), ekşili ve sarımsaklı mayonez, farklı bir şekilde yapılmış mevsim salata ve tabi ki humus ve patlıcan ezmesi..:) Ana yemekte karışık kebap..Her şey güzeldi, afiyet oldu..:)

 

Saat 21:15;

Şam Alışveriş-Ticaret Merkezi..Gün boyunca gördüğümüz tarih ve kültür mirası ve mistisizmden sonra bu cam kaplı yapı şahsen kendimi Ankara’ya dönmüş gibi hissettirdi..:) Neyse ki bu ziyaret uzun sürmedi çünkü program devam ediyordu..

Saat 22:00;

Kasion Tepesi..Şimdi şuradan çıksam yükseklere, her şeyi daha iyi görebilir miyim..Dönüp baksam çıktığım basamaklara, bir adım uzaklaşıp, bir tümsek çıkıp baksam insanlara..Dönüp baksam yürüdüğüm sokaklara..Kasion tepesinde bir nefes çekip derinlere, uzatsam elimi yaşayan ışıklara, bu şehrin gizemli dünyasına..

Saat 23:15;

Otele dönüş, lobi muhabbetleri, hesap kitap ve uyku..:)

18 Kasım 2007- Pazar

Saat 07:30;

Konakladığımız Otel Ebla Cham’da Kahvaltı..

Saat 08:30;

Humus, Hama ve Halep için hareket vakti..

 

 

Saat 11:00;

Humus..Burası Şam’a göre daha düzenli ve temiz gözüküyor..Burada komutanlığı ve zaferleri ile ünlü Halid Bin Velid Cami ve Türbesi’ni ziyaret ediyoruz..

 

 

 

 

Saat 11:30;

Hama’ya hareket ediyoruz..Herkes merakla meşhur Hama peyniri’nin tadına bakmayı bekliyor..Nihayet yol üzerinde rehberlerimizin bildiği bir peynircide duruyoruz..Lezzet hat safhada..:) Bu yüzden olsa gerek, uğramışken deyip 3 aylık market alışverişini de yapan katılımcılarımız oluyor..:) (Şaka..:))

 

 

Saat 12:00;

Hama..Burası da Şam’a göre daha temiz ve düzenli bir şehir..Hama’da “Dertli Dolap”ı ziyeret ettik..Ancak şanssızlık o ki; aslında özelliği su taşımak için döndüğü sırada ağlar gibi ses çıkaran dolaplar, “tadilat nedeniyle” kapalıydı..:) Yani dönmüyordu, biz de sadece görüntü aldık, görüntü ve ses yerine..:)

 

Saat 13:00;

Son şehir, Halep’e hareket..

14:30;

Halep..Suriye’nin ikinci büyük kenti..Nüfus 4 milyon civarında..2006 yılında İslâm dünyasının kültür başkenti seçilmiş..Meşhur Halep taşı ile yapılan ya da kaplanan evler muazzam güzellikte..

 

Saat 15:30-18:00;

Serbest zaman..Otobüsle yaptığımız şehir turundan sonra, Emevi Cami, Kapalı Çarşı ve Halep Kale’si bölgesinde serbest zaman verildi..

Saat 15:30;

 

Görmek isteyen katılımcılarımız ile Halep Kale’sini ziyaret ediyoruz..800’lerde yapılmış, 1200’lerde restore olmuş..Kale gibi bir kale..Yaşananları, burada yaşayanları, kralları anlamaya çalıştık rehberimizin cümleleri ve gözlemlerimizle..Mimarisi itibariyle kalede yer alan gizli güvenlik önlemleri ile sahip olduğu ihtişam ve şaşalı yaşamın tezatlığını düşündük..Buradaki en güzel görüntü, gün batımında kale kapısına uzanan merdivenlerden şehri seyretmek oldu..ve bu seyir, her şeyi daha net ve anlaşılır kıldı..:)

 

 

 

 

 

Saat 16:00;

 

En keyifli, bana göre bu gezinin en keyifli 1 saati..Halep Kalesi’nin altında, meydanda, sanki şehrin avlusunda gibi, Haleplileri ve kaleyi seyrederek elmalı nargilenin tadına doyamamak..Ankara’dan Halep’e sırf bu keyif için gidilebilir..:)

Saat 17:00;

Kapalı Çarşı..Burası Şam Hamidiye Çarşısı’ndan farklı, daha gerçek, daha amatör ve karmakarışık..Baharat, giyim ve hediyelik eşya ağırlıklı..

Saat 19:00;

Tatlı cenneti..Kafile olarak en çok para harcadığımız yerlerden biriydi Halep’teki tatlıcı..

Saat 20:30;

Tembel Avrat Çarşısı..Cidden de öyle..:) Burada mutfakta ihtiyacınız olacak ve hazırlanması zaman alacak tüm gıda maddelerinin pişmeden önceki son halini paketlenmiş biçimde bulabilirsiniz..Fotoğraflar mevcutJ

 

Saat 21:00;

Akşam yemeği saati gelmişti..Halep’in en güzel restoranlarından birinde yine leziz bir menü ile karşılandık..Burada da her şey güzeldi, afiyet olduJ

 

 

Saat 22:30;

Yolculuk zamanı..Dolu dolu geçen 2 günün ardından eve, işe, yuvaya dönüş yolu başladı..Yaklaşık 1 saat içerisinde Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı’na ulaştık..Bir müddet Suriye kısmında çeşitli işlemler için bekletildikten sonra Türk tarafına geçtik ve burada pasaport işlemlerimiz hallolduktan sonra ülkemize giriş yaptık..

19 Kasım 2007- Pazartesi

Saat 01:00;

Ülkemize, Türkiye’mize, topraklarımıza geri döndük..

Saat 11:00;

Ankara’dayız artık, yoğun bir vedalaşma temposu başlıyor..Bu saat itibariyle üniversitemize ulaşıyor, gezimizi başarılı ve mutlu bir şekilde tamamlıyoruz.